İş dünyasının önde gelen isimlerinden Bill Ackman, uzun yıllar süren bağış deneyimlerinin ardından tartışma yaratacak bir değerlendirmede bulundu. Yirmi yıllık süreçte hayır işlerine yaklaşık 1 milyar dolar harcayan Pershing Square kurucusu, kapitalizmin toplumsal problemleri çözme noktasında bağışçılık faaliyetlerinden çok daha üstün olduğunu ifade etti. Bu bağlamda, hayırseverliğin sorunları çözmede piyasa mekanizmalarına kıyasla çok daha az verimli olduğunu vurgulayan iş insanı, kapitalizmin istihdam yaratma gücünün de geleneksel bağışlardan katbekat fazla olduğunu belirtti. Bu yaklaşım, geçtiğimiz aylarda benzer bir argümanı dile getiren Jeff Bezos'un görüşleriyle birebir örtüşüyor.
Sermaye ve Etki Tartışması

Ekonomik hayırseverliğin yapısal sorunlar barındırdığını savunan Ackman, geleneksel bağış kuruluşlarının hisse senedi teşviklerinden yoksun olduğunu ve piyasa baskısıyla karşılaşmadığını belirtiyor. Bu tür yapıların zamanla asıl misyonundan uzaklaşarak siyasi araçlara dönüşebileceğine dikkat çeken iş insanı, karlı şirketlerin yarattığı istihdam ve ekonomik değerin hayır kurumlarından çok daha büyük olduğunu ifade etti. Benzer şekilde, Amazon'un kurucusu Jeff Bezos da karlı ticari girişimlerin topluma sağladığı katkının bireysel bağışlardan çok daha büyük olduğunu savunmuştu. Bezos, doğru iş yapıldığında karlı şirketlerin medeniyete sunacağı değerin hayır işlerinden katbekat fazla olacağını mayıs ayında dile getirmişti. Bezos, bu kapsamda iklim ve yapay zeka alanlarında devasa fonlar yönetirken, iş dünyasındaki sermaye dağılımının toplumsal karşılığını yeniden tanımlıyor.
Yeni Nesil Enstitü Modeli

Bill Ackman, geleneksel hayırseverliği tamamen dışlamak yerine onu yeniden tasarlamayı seçti. Şubat ayında kızı Lucy'nin geçirdiği beyin kanamasının ardından nörobilim alanına odaklanan iş insanı, Brain Research Rehabilitation Institute adlı yeni yapıyı hayata geçirdi. Manhattan'daki binasının tapusunu sabah saatlerinde imzalayarak resmi olarak kurduğu bu enstitü, kar amacı gütmeyen sermayeyle finanse ediliyor. Temel bilim araştırmalarındaki finansman boşluğunu doldurmayı amaçlayan yapı, erken aşama araştırmaların risk sermayesi yatırımlarını çekecek olgunluğa erişmemesi ve federal hibeler için de fazla özel olması sorununa çözüm arıyor.
Enstitünün işleyiş modeli, geleneksel bağışçılık ile piyasa disiplinini bir araya getiriyor. Araştırma sonucunda elde edilen bulgular; beyin hasarı ve inme hastalarına yönelik cihazlar, moleküller ve tedaviler geliştiren ticari yan kuruluşlara dönüştürülecek. Bu spin-out şirketlerde çalışanlara hisse senedi verilerek güçlü bir teşvik mekanizması kurulacak. Vakıf yapısı sayesinde akademik kurumlarla rahatça iş birliği yapılabilirken, ticari yan kuruluşlar ise organizasyonun verimli çalışmasını sağlayacak piyasa disiplinini enstitüye kazandıracak.

