Pentagon'un en kıdemli yapay zeka yetkilisi Cameron Stanley, müttefik savunma bakanlıklarının yıllardır kapalı kapılar ardında bildiği ancak açıkça dile getirilmediği bir gerçeği kamuoyuyla paylaştı. Washington'da düzenlenen Billington Siber Güvenlik Zirvesi'nde konuşan Stanley, NATO üyeleri ile Five Eyes istihbarat ortaklarının ABD ile aynı kaynaklara ve deneyime sahip olmadığını ifade etti. Bu durum, müttefik orduların modern savaş teknolojilerini entegre ederken karşılaştığı yapısal engelleri ve teknolojik kapasite farkını açıkça ortaya koyuyor.
ABD Savunma Bakanlığı'nın baş dijital ve yapay zeka sorumlusu olan Stanley, müttefik ülkelerin Amerikan ölçeğini yakalamasının mevcut şartlarda mümkün olmadığını vurguladı. Bu açıklama, müttefik ülkelerin askeri teknolojide ABD'ye olan bağımlılığının boyutlarını ve savunma harcamalarındaki derin uçurumu gözler önüne seriyor. Konuşmasında net bir dil kullanan Stanley, müttefiklerin ABD ile aynı kaynaklara, deneyime ve ölçeğe sahip olmadığını belirtti.

Kaynak Uçurumu ve Savunma Bütçeleri
Pentagon, son dönemde yapay zeka alanındaki yatırımlarını hızla artırarak küresel ölçekte benzeri görülmemiş bir bütçe oluşturdu. Gizli sistemler için yedi farklı yapay zeka şirketiyle anlaşma imzalayan kurum, OpenAI, Anthropic, Google ve xAI gibi dev şirketlerle yapılan sözleşmeler aracılığıyla yaklaşık 800 milyon dolarlık bir kaynağı bu alana aktardı. Buna karşılık hiçbir Avrupa ülkesinin savunma bakanlığı yapay zeka entegrasyonu için bu ölçekte devasa bir bütçeye sahip değil.
Ayrıca Avrupa ülkelerinde, ABD'li muadilleriyle küresel çapta yarışabilecek yerli yapay zeka altyapıları ve şirketleri henüz istenen düzeyde bulunmuyor. Bu durum, müttefik ülkelerin askeri yapay zeka çözümlerinde tamamen Amerikan tedarikçilerine ve sistemlerine bağımlı hale gelmesi riskini doğuruyor. Pentagon yetkilileri her ne kadar müttefiklerine kendi süreçlerindeki tecrübelerini aktararak rehberlik ettiklerini söylese de, bu destek kaçınılmaz olarak aynı teknik tercihlerin ve tedarikçilerin benimsenmesine yol açıyor.

Avrupa'nın Alternatif Arayışları ve Ukrayna Modeli
Avrupalı hükümetler ve savunma şirketleri, Amerikan sistemlerine tamamen bağımlı olmanın gelecekte stratejik bir zafiyet yaratabileceği görüşünden hareketle kendi teknolojilerini üretmek için yoğun bir çalışma yürütüyor. Almanya merkezli Helsing firması, NATO için özel savunma teknolojileri geliştirmek amacıyla 450 milyon euro fon toplarken, Münih merkezli ARX gibi girişimler İngiltere'de kara dronları üretmeye başladı. Avrupalı savunma girişimleri, hükümetlerden yerli teknoloji şirketlerine daha fazla finansal destek verilmesini talep ediyor.
Öte yandan Ukrayna, son üç yıldır yürüttüğü savunma mücadelesinde farklı bir yaklaşımın da işe yarayabileceğini kanıtladı. Çok büyük bütçelere ve devasa bilgi işlem gücüne sahip olmayan Ukrayna, birkaç haftada bir saha koşullarına göre geliştirilen ucuz ve otonom sistemlerle savaş alanında ciddi bir etki yaratabiliyor. Daha küçük savunma bütçelerine sahip olmak, bazı durumlarda hükümetlerin daha çevik hareket etmesini, birden fazla küçük tedarikçiyle esnek çalışmasını ve sistemleri uzun yıllar süren maliyetli projelere bağlı kalmadan hızla yenilemesini sağlayabiliyor.
Avrupa ülkeleri Soğuk Savaş'tan bu yana en büyük savunma harcaması programlarını hayata geçirirken, yapay zeka bu kritik kararların merkezinde yer alıyor. Hükümetler bir yandan yerli alternatiflerin olgunlaşmasını beklemek ile hazır Amerikan sistemlerini doğrudan satın almak arasında stratejik bir seçim yapmak zorunda kalıyor. ABD'nin devasa işlem gücü ve kaynak avantajının, küçük ve hızlı yazılım odaklı askeri yaklaşımlara karşı ne kadar süre üstün kalacağı ise savunma uzmanları tarafından tartışılmaya devam ediyor.

